Tel : 0216 354 85 92   Gsm : 0553 263 23 92

Diş Hekimi
Fazilet Erişen

Aile olarak diş sağlığınız için çalışıyoruz.

Günümüzde Diş Hekimliği

Paylaş :

Prof. Dr. Raif ErişenProf. Dr. Raif Erişen

İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi

Klinik Bilimler Bölüm Başkanı

Endodonti Ana Bilim Dalı Başkanı

ÇAPA-İSTANBUL. 

0212 414 25 88

raiferisen@gmail.com


1955 yılında Adana’da doğmuşum. 1957 yılında geldiğimiz Pendik benim gözümü açıp büyüdüğüm yer oldu. Küçük sahil kasabasında deniz kenarındaki evimizde mutlu bir çocukluk ve mutlu bir gençlik yaşadım. Evimden bakınca adaları, Yalova’yı ve bir de adalardan gelen vapuru hatırlarım. Buharlı kara treni, 16 numaralı Pendik-Kadıköy ve 10 numaralı Yakacık-Kadıköy otobüslerini hatırlarım.(-ki daha da eski numaraları 4P ve 4Y idi)

İlk ve ortaokulu, sonra liseyi Pendik’te okudum. 1980 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olup, aynı yıl fakültemin Tedavi kürsüsüne asistan girdim. 1986 yılında doktoramı vererek o yıl kurulmuş olan diş hekimliğinin en yeni dalı “Endodonti” kürsüsüne geçerek burada 1989 yılında doçent, 1996 yılında profesör oldum. Ve şimdi yine aynı fakültede Endodonti Ana Bilim Dalı’nda başkanlık yapmaktayım.

Nedir bu Endodonti?

Latincede dişin içi anlamına gelir Endodonti. Yani halk tarafından bilinen adlarıyla; Apse, Ağrı, Kanal Tedavisi, Şiş, Dolgu…İşte Endodonti bunlarla ilgilenir. Bir anlamda Endodontist; dişin ağzınızda kalıp kalmayacağına, tedavi olup olmayacağına karar verir. Endodonti diş hekimliğinin en yeni, ama en önemli bölümü olarak anılır. Ülkemizde ne yazık ki az bilinen bir bilim dalıdır. Türkiye’de kişi başına düşen Endodonti uzmanı sayısı çok çok azdır. Bir kısım hekim endodontik tedavi yapmaktan kaçınır. Oldukça zor ve zahmeti yanında büyük de bilgi gerektirmektedir şüphesiz. Ama daha önemlisi toplumda oluşan tabuların yıkılmamasının getirdiği zorluklardır.

Nedir bu tabular?

raif erişen ve öğrencileriÖrneğin denir ki “apseli, ya da iltihaplı diş ağızda tutulmamalı ve çekilmelidir…” Oysa artık gelişen bilgi ve teknolojik gelişmeler bu durumdaki dişlerin de tedavilerini mümkün kılmaktadır. Dişin çekilmesi o bölgedeki çene kemiğinin de devamlılığını, hayatiyetini etkileyip erimesine neden olacaktır. Kemiğin sürekliliğini sağlayan da diştir çünkü.

Bir diğer tabu “dişlerin sinirleri mutlak alınmalıdır” Hatta denir ki “diş hekimi benim sinirlerimi almamış ağrıyor” Oysa sinir dokusu dişe hayat verir. Sinir alınması yani, kanal tedavisi dediğimiz işlem en son düşünülecek tedavidir. Hekim öncelikle dişi canlı olarak muhafaza edebilmek zorundadır. 

Halk arasındaki yaygın inanış şimdilerde daha da salgın olan implant modası ile “dişlerimi çektirir implant yaptırırım” düşüncesidir. “Ne lüzum var tedaviye, çürürse çektirir implant yaptırırım” diyerek ağız sağlığı ihmal edilmektedir. Oysa en doğru ve sağlıklı olanı insanın kendi dişiyle kendi doğal dişiyle yaşaması ve dolaşmasıdır. 

Şimdi şu örnek ile bu konuyu kapatmalıyız. Hiçbir kimse kolum ağrıyordu romatizma olmuşum, gidip kolumu kestirip bir takma kol taktırdım artık ağrım kalmadığı gibi beni bilek güreşinde de kimse yenemiyor diyebilir mi? İşte endodonti bu anlamda son derecede önemli bir diş hekimliği dalıdır. Sizlerin yapması gereken erken tanı konmasını sağlayacak diş hekimi ziyaretlerinizi düzenli olarak her 6 ayda bir yaptırmak, bunun yanında hissettiğiniz ilk olağandışı belirtide de hemen diş hekimine başvurmak olacaktır.

Bu olağandışı belirtiler nelerdir?

  • Sıcak ya da soğukta sızlamalar
  • Diş fırçalanması sırasında sızlamalar
  • Diş fırçalanması sırasında kanamalar
  • Ağız kokusu
  • Yemek yerken oluşan hassasiyetler
  • Herhangi bir dişte üstüne basarken ağrı

Yukardaki belirtiler bir diş ya da diş eti hastalığının ilk belirtileridir ve dişin kolay bir tedaviyle kurtulmasını sağlayacak ilk belirtilerdir. Bu durumda ilk yapılacak iş derhal diş hekiminizden bir randevu almak olmalıdır. Burada belirtmek istediğim bir önemli konu da kişilerin bu belirtiler karşısında hekime gitmek yerine yaptıkları önemli bir hatadır. 

Ne yazık ki çoğunlukla hastalar bu aşamada ilaç kullanımına yönelirler. Antibiyotik ve ağrı kesici içerek tedavi olabileceklerini düşünürler. Ne yazık ki hiçbir çürük, iltihap ya da herhangi bir ağız içi sorun antibiyotikle tedavi olmaz. Bu ilaçlar sadece durumu biraz maskeleyebilir ama sebep ortadan kalkmadığı için asla çözüm olamazlar. Daha kötüsü çürük ya da enfeksiyon ilerlemeye devam ederek tedaviyi daha da komplike bir hale getirir. Ülkemizde ne yazık ki bilinçsiz antibiyotik kullanımı, antibiyotiklere direnç gelişmesine neden olmaktadır.

Değerli okurlar, diş eti iltihapları ve diş kaynaklı enfeksiyonlar ciddi sağlık sorunlarına da neden olabilirler. Vücudun herhangi bir önemli organını ciddi şekilde tehdit edebilirler. Günde iki kez, üç dakikadan az olmamak kaydıyla dişlerinizi fırçalamayı, altı ayda bir de diş hekiminize muayene olmayı unutmamalısınız. Sağlıklı dişlerle güzel gülüşler ve mutlu günler dilerim. 

Tekrar görüşmek dileğiyle.

Prof.Dr.Raif Erişen

Paylaş :